• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

_ Eğitim mi, öğretim mi

İlk bakışta eğitim ile öğretim arasında bir fark yok gibi görünebilir. Oysa bu iki kelimenin ifade ettiği anlam ve süreçler birbirinden çok farklıdır.

Genel kabul görmüş bir tanımlama ile eğitim; bireyin davranışlarında, kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak, istenilen yönde değişme meydana getirme sürecidir.

Bu tanımda dikkat çeken öğelere bakınca şunları görmek mümkündür. Eğitim, bir anlık durum ya da olay değil, öncelikle bir süreçtir. Bu süreçte bireyin davranışlarının istenilen yönde değiştirilmesi hedeflenmektedir. Davranışlarda değişme meydana getirme istenilmekte ve bu hedefe ulaşmada araç olarak bireyin yaşantısı kullanılmaktadır.

Öğretim ise; bir kimseye, bir konuda bilgi ve beceri kazandırmaktır.

Bu iki kelimenin yanına bir de “Milli Eğitim” kavramlarını koyup bir düşünelim. Bizde adı eğitim olmasına rağmen, bırakın milliliği eğitim yapıldığı bile tartışılır. Hepimiz bu süreçlerden geçtik. Cennet yurdumuzun kaç okulunda gerçekten eğitim veriliyor merak ediyorum. Bizde biraz kavramlar karıştırılmış gibi. Öğretmek asli görev olmuş. Eğitimi ise düşünen yok. O iş ana ve babaya terk edilmiş bir konu durumunda.

Ben öğretmen kelimesini yetersiz buluyorum. Öğretmen, öğreten kişi demektir. Oysa bizim milletçe eğitimli nesillere ihtiyacımız var. Öğretmek kolay. Kitaplar var, yöntemler var. Bu iş artık televizyondan ve internetten bile yapılabiliyor. Hatta birçok alanda bireyler kendisi bile yapabiliyor bunu. Önemli olan öğretim görmüş bireylere sahip olmak değil, eğitilmiş nesillere sahip olmaktır. Bunun için öğretmenin aslında “eğitmen”, diğer bir ifade biçimi ile “eğitimci” olduğunu bilmek lazım.

Mezuniyetimin hemen ardından bir yıl öğretmen olarak görev yaptım. Mezun olduğum okulda henüz emekliye ayrılmamış öğretmenlerimle birlikte. Bir yıl boyunca da şunu hiç aklımdan çıkarmadım. Asli görevim eğitmektir. Öğrencilerime doğruları öğretmek ve o doğruları yaşantılarına yerleştirmek. Bu yüzden ilk günden itibaren önyargısız bir şekilde; haylaz olanı da, afacan olanı da, çok konuşanı da, çalışkan olanı da çok sevdim. Ben öğrencilerimi sevdikçe, onlar beni daha çok sevdi. Birçoğu için annesi ve babası kadar kıymetli oldum. Ben, onlar için bir değerdim. Sebebi ise çok basitti. Çünkü onlar da benim için bir değerdi de ondan!

Eğer bir eğitimci öğrencisini severse, öğrenci de onu seviyor hiç şüphesiz. Bu noktadan sonra ise genç beyinler ne verirseniz onu alıyor.

Millilikten oldukça uzak ve eğitimin asli görev olduğu unutulmuş. Böylesi bir Milli Eğitim ile muasır medeniyet olmak oldukça güç. Yeteri kadar eğitilmemiş bir beyin ne denli bilgi sahibi olursa olsun, onu doğru biçimde kullanma yetisini gösteremeyebilir.

Öğretmenlerime sesleniyorum:

Lütfen öğrencilerinizi sevin. Onların geleceğimiz olduğunu unutmayın. Dört bir yandan negatif etkilerle yanlışları alsa da genç beyinler, siz doğruyu öğretmede asla yılmayın. Vatanını ve milletini seven nesiller yetiştirin. Milli ve manevi değerlerini bilen ve yaşayan nesiller yetiştirin. Bunun için de öğrencilerinizi sevin. Siz onları sevdikçe, onlar da sizi sevecektir. Asli göreviniz milli değerlere sahip bir eğitim süreçlemesidir. Geleceğimiz ya sizinle şekillenecek ya da sizinle şekillenecek!

Geleceğimize sahip çıkın!


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam8
Toplam Ziyaret6909